Türkiye’de ticaretin görünmeyen ancak en önemli unsurlarından biri olan taşımacılık sektörü, artan maliyetlerle birlikte zor bir dönemden geçiyor. Özellikle akaryakıt fiyatlarında yaşanan peş peşe yükselişler, yalnızca lojistik ve nakliye şirketlerinin giderlerini artırmakla kalmıyor; ürününü müşterisine ulaştırmak isteyen esnafın, üreticinin ve ticari işletmelerin de maliyet hesabını yeniden yapmasına neden oluyor.
Bugün İstanbul’dan Türkiye’nin herhangi bir iline gönderilen bir ürünün maliyetini yalnızca taşıma bedeli üzerinden değerlendirmek mümkün değil. Akaryakıt, personel, araç bakım ve onarım giderleri, lastik, sigorta, otoyol ve diğer operasyonel maliyetler bir araya geldiğinde taşımacılık sektörünün karşı karşıya olduğu tablo daha net ortaya çıkıyor.
Bu maliyet zincirinin merkezinde ise akaryakıt bulunuyor.
Akaryakıt yalnızca taşıma sektörünün meselesi değil
Akaryakıt fiyatlarında meydana gelen her artış, taşıma sektörünün operasyon maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Ancak bunun etkisi lojistik firmasının bilançosuyla sınırlı kalmıyor.
Taşımacılık, üretici ile tüketici arasındaki ekonomik zincirin temel halkalarından biri olduğu için lojistik maliyetlerde meydana gelen yükseliş zaman içerisinde ticaretin diğer alanlarına da yansıyabiliyor.
Özellikle İstanbul’un önemli ticaret merkezlerinden İSTOÇ’ta faaliyet gösteren binlerce esnaf açısından bu konu daha da önemli hale geliyor.
İSTOÇ’ta bir işletmenin İstanbul dışındaki müşterisine ürün göndermesi, yalnızca bir kargo işlemi değil; ticaretin devamlılığının bir parçası.
Ürün satılacak, hazırlanacak, sevk edilecek ve müşteriye ulaştırılacak.
Ancak taşıma maliyetleri yükseldikçe özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin bu süreci yönetmesi daha zor hale geliyor.
İSTOÇ’tan Anadolu’ya uzanan ticaret hattı maliyet baskısı altında
İstanbul’un ticaret merkezlerinden çıkan ürünler her gün Türkiye’nin dört bir yanına ulaşıyor.
İSTOÇ’tan Bitlis’e, Malatya’ya, Mersin’e, Van’a veya Türkiye’nin başka bir şehrine gönderilen her ürün, aslında Türkiye içindeki ticaret ağının bir parçasını oluşturuyor.
Bu nedenle lojistik maliyetlerindeki değişim yalnızca taşıma şirketlerinin değil, ticaret yapan tüm işletmelerin gündeminde.
Bir esnaf için müşterisine ürün gönderebilmek ne kadar önemliyse, lojistik firmasının da bu hizmeti gerçek maliyetleri karşılayabilecek bir ekonomik zeminde sürdürebilmesi aynı ölçüde önemli.
Burada dikkat edilmesi gereken temel nokta, taşımacılık sektörünün maliyet baskısını tek başına absorbe ederek uzun süre devam edemeyeceğidir.
Sektörün nefes alabileceği bir maliyet dengesi gerekiyor
Taşımacılık sektörünün sağlıklı şekilde çalışabilmesi için maliyetlerin gerçekçi biçimde değerlendirilmesi gerekiyor.
Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra araçların bakımından personel giderlerine kadar birçok kalemde artış yaşanırken, taşıma hizmetinin aynı şartlarda devam ettirilmesi giderek daha fazla fedakârlık gerektiriyor.
Bu noktada sektörün yaşadığı sorunların ilgili kurumlar tarafından daha yakından takip edilmesi ve akaryakıt maliyetlerinin taşımacılık üzerindeki etkisinin bütün yönleriyle analiz edilmesi önem taşıyor.
Çünkü taşımacılık sektörünün yaşadığı sıkıntı, bir süre sonra ticaretin tamamında hissedilebilecek bir maliyet baskısına dönüşebilir.
Kargo Hat örneğinde sektörün yaşadığı gerçeklik
Türkiye genelinde gönderi hizmeti sunan kurumsal lojistik firmalarının karşı karşıya bulunduğu maliyet baskısı, sektördeki günlük operasyonlara da yansıyor.
Bu noktada Kargo Hat gibi lojistik ve taşımacılık firmalarının hizmet süreçleri, yaşanan maliyet artışlarının sektörde nasıl karşılık bulduğunu görmek açısından dikkat çekici bir örnek oluşturuyor.
Kargo Hat’ın Türkiye’nin 81 iline yönelik gönderi hizmeti sunma hedefi üzerinden bakıldığında, akaryakıt maliyetlerinin yalnızca İstanbul içerisindeki taşıma operasyonlarını değil, şehirlerarası gönderilerin tamamını etkileyen önemli bir unsur olduğu görülüyor.
Özellikle İSTOÇ ve çevresindeki ticari işletmeler için ürünlerin Türkiye’nin farklı noktalarına ulaştırılması büyük önem taşırken, taşıma maliyetlerinin kontrol altında tutulması da ticaretin devamlılığı açısından önem kazanıyor.
Sektörde faaliyet gösteren firmaların müşterilerine yansıyan maliyetleri mümkün olduğunca dengede tutmaya çalışması, bugün ticari hayatın devamı açısından önemli bir çaba olarak öne çıkıyor.
Mesele yalnızca nakliye fiyatı değil
Akaryakıt maliyetlerinin yükselmesi çoğu zaman yalnızca “kargo veya nakliye fiyatı arttı” şeklinde değerlendiriliyor.
Oysa konu bundan çok daha geniş.
Bir ürünün üretildiği noktadan depoya, depodan işletmeye, işletmeden müşteriye ulaşmasına kadar geçen bütün süreç taşımacılıkla bağlantılı.
Dolayısıyla taşıma maliyetlerindeki aşırı yükseliş, ticaretin farklı aşamalarında yeni maliyetlerin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Bu nedenle taşımacılık sektörünün maliyet sorununu yalnızca lojistik firmalarının kendi içerisinde çözmesi beklenmemeli.
Sektör temsilcilerinin, esnafın, üreticilerin ve ticari işletmelerin görüşleri dikkate alınarak daha geniş bir değerlendirme yapılması gerekiyor.
Artık maliyetler bütün yönleriyle ele alınmalı
Bugün yapılması gereken, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin taşımacılık sektörüne etkisini rakamlardan ibaret görmemektir.
Akaryakıt maliyetleri ile nakliye fiyatları arasındaki ilişki, lojistik sektörünün operasyon giderleri, esnafın ürün gönderme maliyetleri ve ticaret hacmi üzerindeki olası etkiler birlikte değerlendirilmelidir.
Özellikle Türkiye’nin önemli ticaret merkezlerinden İSTOÇ gibi bölgelerde faaliyet gösteren işletmelerin ürünlerini Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırabilmesi, ticaretin canlılığı açısından önem taşıyor.
Bu nedenle taşımacılık sektörünün sürdürülebilir bir maliyet dengesi içerisinde faaliyet gösterebilmesi artık daha fazla önem kazanmış durumda.
Taşımacılık güçlüyse ticaret de güçlüdür
Türkiye’nin üretim ve ticaret kapasitesinin güçlü kalabilmesi için lojistik sektörünün de güçlü olması gerekiyor.
Bir ürünün satılması kadar o ürünün zamanında ve makul maliyetle müşterisine ulaştırılması da ekonomik hayatın bir parçasıdır.
İSTOÇ’tan Türkiye’nin farklı şehirlerine uzanan ticaret yolları, yalnızca ürünlerin değil, Türkiye ekonomisinin hareketliliğinin de göstergelerinden biridir.
Bu nedenle akaryakıt maliyetlerindeki yükselişin taşımacılık sektörüne etkisi artık daha geniş bir çerçevede ele alınmalıdır.
Kargo Hat gibi Türkiye genelinde hizmet veren lojistik firmalarının yanı sıra sektörde faaliyet gösteren çok sayıda taşımacılık şirketinin karşı karşıya kaldığı maliyet baskısı, ticaretin bütün tarafları açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir konu olarak önümüzde duruyor.
Çünkü taşımacılık yalnızca yükün bir noktadan diğerine taşınması değildir.
Taşımacılık; üretimin, ticaretin, esnafın ve müşterinin birbirine bağlandığı ekonomik damarların başında gelir.
Bu damarların sağlıklı çalışabilmesi için de taşımacılık sektörünün nefes alabileceği, maliyetlerin öngörülebilir olduğu ve ticaretin devamlılığını destekleyen bir ekonomik zemine ihtiyaç vardır.